türk mizahının üstadı dümbüllü

türk mizahının üstadı dümbüllü

1897-1973 yılları arasında yaşamış olan İsmail Hakkı Dümbüllü, Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun (genelde kukla, karagöz, orta oyunu) son temsilcisidir.

Askeri Rüştiye’de okuyan İsmail Hakkı Dümbüllü tiyatroya olan sevdası yüzünden okuldan atılır. 16 yaşında tiyatroya girerek üstün mizah yeteneği ve doğal hazır cevaplılığıyla profesyonel tuluat oyuncularıyla aynı sahnede oynamaya başlar. Daha sonra dönemin tiyatrolarıyla ünlü Şehzadebaşı Tiyatrosu’nda oynayarak Türkiye’nin en büyük tuluat (oyunun gidişatı bozmadan doğaçlama eklenen konuşma, şarkı, dans) sanatçısı olur.

Bilinen adı “Dümbüllü İsmail Efendi”dir fakat lakabı Dümbüllü’dür. Bir oyuna “Dümbüllü, Dümbüllü, Gabarala, Mabarala, Dümbüllü” diye eklediği sözler Dümbüllü ismini ona soyadı olarak değil, halk tarafından lakap olarak takılmasına sebep olmuştur. Soyadı Kanunu çıkınca “Güngör” soyadını almak istemiş ama Kaymakam “sen Dümbüllü’sün, halk seni öyle tanıdı” diyerek “Dümbüllü” soyadını tescillemiştir.

Yazılı bir metne dayanmadan doğaçlama tekniğiyle orta oyuna adını altın harflerle yazdıran Dümbüllü’nün filmleri de vardır. Ancak filmlerin bulunduğu Aksaray’daki ahşap binada yangın çıkmasıyla çoğu yanmıştır. Bu filmler arasında genel olarak bilinen Nasreddin Hoca karakterini oynamış ve en çok bununla özdeşleştirilmiştir. Sahnedeki hoş bir anısı ise kulaktan kulağa yayılmıştır. Dümbüllü’nün oyununu beğenmeyen bir seyirci sahneye salatalık fırlatır. Dümbüllü’de salatalığı eline alıp “birisi kimliğini düşürdü galiba oyundan sonra gelip kulisten alsın” der. Alkışlanan Dümbüllü daha sonra “seyirci acımasızdır, ama beni alkışladı. Eğer meseleye cevap vermeseydim adamı alkışlayıp bizi yuhalarlardı” demiştir.

Tiyatroyu, bugünkü yapısından çok farklı bir şekilde uygulayan DÜmbüllü’nün kavuğunu şu anda elinde bulunduran ferhan şensoy’dur.

Paylaşcam

Bir Cevap Yazın