rosswell ufo vakası

1947 Temmuz ayında ABD’nin New Mexico eyaletinin Roswell şehrinde meydana geldiği iddia edilen ve Roswell efsanesi’ni başlatan olay. Cenaze levazımatçısı Glenn Dennis’in istenen çocuk tabutlarını New Mexico Roswell Havaüssü’ne götürmesiyle rosswell ufo hikâyesi başlamış oldu.

Burada gördüğü garip gemi enkazları hakkında konuşmamak üzere uyarılan Glen, üsde çalışan bir hemşire arkadaşından, doktorların ufak tefek, simsiyah ve çok kötü kokan bazı cesetlere otopsi yaptıkların öğrendi. Böylece Dennis, konuşmamak üzere uyarıldığına rağmen çevresine bunları anlatarak dünya çapında en ünlü uzaylılar efsanesinin baş tanığı oldu.

1997 yılının temmuz ayı’nda hava kuvvetleri’nin yaptığı detaylı bir araştırma, roswell olayının ardındaki gerçekleri sergilemeyi amaçlıyordu. Rapora göre new mexico çölü’nde görünen garip cisimlerin hepsinin mantıklı bir açıklaması vardı. Bir uzman ekibin iki yıl süreyle pentagon arşivlerini tarayarak hazırladıkları 231 sayfalık raporla hava kuvvetleri bu olaya son noktayı koyacağını zannediyordu. Ama yanıldılar; dünya dışı yaratıklara inananlar, raporda gösterilen delillere inanmadıkları gibi, hava kuvvetleri’nin esas şimdi tedirgin olup, gerçekleri saptırmaya çalıştığını iddia ettiler.

CNN’in yaptığı bir araştırmaya göre amerikalıların %80’i hükümet’in uzaylılarla ilgili bilgileri kamuoyundan sakladığına inanıyor. Bu güvensizliğin bir kısmı hava kuvvetleri’nin kendisinden kaynaklanıyor, çünkü 1947 yılında roswell üssü’nün basın sözcüsü, gerçek bir ufo enkazının bulunduğunu açıklamış ve haber kısa zamanda dünyaya yayılmıştı. Daha sonra hava kuvvetleri olayı yalanlamış ve bunun bir meteoroloji balonu olduğunu açıklamıştı, ancak pek kimseyi inandıramadı.

Yıllar geçtikçe ortaya daha başka görgü tanıkları da çıktı ve olay gittikçe renklendi. Sonunda hava kuvvetleri, 1994 yılında ilk roswell raporuyla, bu enkazın aslında sovyetler birliği’nin nükleer çalışmalarını izleyen bir casus balonuna ait olduğunu kabul etti. Ancak yine de ufo fanatiklerini inandıramadı, çünkü adı geçen balon insansızdı, ama ortada cesetler vardı. Ordu’ya göre cevap basitti, zaman içinde olaylar ve tarihler birbirine karıştırılmış ve farklı zamanlardaki iki olay birleştirilmişti. Cesetler, bir yakıt uçağının patlaması sonucunda ölen uçuş personeliydi ve teşhis edilmek üzere roswell üssü’ne getirilmişlerdi.
Otopsi raporunda cesetlerin yandığı ve bacaklarının koptuğu belirtilmişti. Bazı görgü tanıklarına göre, yetişkin uzaylılar gördüklerini iddia etmişlerdi; bunlar iyi görünümlü, yüzleri kül renginde, 1,70 boyunda küçük kulaklı, küçük burunlu ve kel adamlardı. Roswell raporuna göre ise bu tanımlamalar hava kuvvetleri’nin kullandığı deney mankenlerine uymaktaydı.

1953 ve 1959 yıllarında yüksekten uçan avcı jetlerinin pilotları için geliştirilen paraşütleri denemek amacıyla 30 km yükseklikten, özel dev balonlardan aşağıya yüzlerce manken atılmıştı. Ama ufo kulübünün inatçı üyeleri bu açıklamalarla tatmin olmadılar, çünkü roswell’de bir dünya dışı yaratık dolaşırken görülmüştü, yani cansız bir manken olamazdı.

Ordu’ya göre ise bu yürüyen uzaylı, dan fulgham adında bir yüzbaşıydı. 1959 yılında bu denemelerde insan kullanılmış, fakat bir kaza sonucunda fulgham’ın yüzü kötü şekilde şişmişti. Eskort eşliğinde hastaneye giderken gören çiftçiler, büyük ihtimalle onu dünya dışı bir yaratık zannetmişlerdi.

Yeni rapor, fotoğraf ve filmi çekilen uçan dairelere de açıklık getiriyordu. Altmışlı ve yetmişli yıllarda hava kuvvetleri özel balonlarıyla nasa’nın denemelerine yardım etmişti. Mars aracı “viking” gibi, ufo’ya benzer uzay kapsülleri, balonlardan aşağıya bırakılmıştı.

Ufo fanatikleri bu açıklamaların, roswell olayının 50. yılı nedeniyle hazırladıkları şenlik öncesine rastlamasına dikkat çekiyorlar ve dünya dışı ziyaretçilere olan inançlarından böyle iddialarla dönmeyeceklerini belirtiyorlar. Hava kuvvetleri yetkililerine göre ise roswell efsanesi artık bir din haline dönüştürüldü ve bir din her şeye dayanabilir.

Paylaşcam

Bir Cevap Yazın