ölülerle iletişim kuran helen dunkan

ölülerle iletişim kuran helen dunkan

1897 yılında  doğan Helen Dunkan İngiltere’nin son büyücüsü olarak tanınmıştır. Daha çocukluk çağlarında çeşitli öngörülerde bulunuyor ve ölülerle iletişim kurduğunu söylüyordu.  Ailesi, komşuları ve arkadaşları onu esrarengiz güçlerini görüyor ve dehşete düşüyorlardı.

Büyüdüğü zaman  İngiltere’nin en ünlü medyumu olmuştu. Bir çok insan onun ölülerden mesaj aldığına ve bu mesajlarına yakınlarına iletebildiğine inanıyorlardı. İnananları olduğu kadar, onun bir şarlatan olduğunu düşünenler de vardı. Bunlar içinde uzaduyum araştırmacısı Harry Price mesleki hayatının önemli bir bölümünü Helen’in bir yalancı olduğunu ispat etmeye çalışmakla geçirdi, özellikle Helen’in trans halinde olduğu zaman kendisinde oluştuğunu iddia ettiği ektoplazmanın (bir medyumdan çıktığı farz olunan sihirli ruh) yalnızca ağzından çıkardığı bir tülbent parçası olduğunu iddia ediyordu.

25 Kasım 1941’de bir Alman denizaltısı İngiltere’nin Akdeniz’de bulunan savaş gemilerinden biri olan bin kişilik mürettebatlı HMS Barham’ı batırır. Almanlar bile olayın farkında değildirler. Geminin batışını öğrenen İngilizler zaman kazanmak ve yeniden organize olabilmek için olayı bir süre açıklamama kararı alırlar. 800 denizcinin ölümü iki ay sonrasına kadar ailelerine bildirilmez. Ama olaydan birkaç gün sonra Portsmouth’ta Helen’ın seanslarına katılan bir kadına HMS Barham’la görev yapan oğlunun ruhu gözükür. Ertesi sabah Deniz Kuvvetleri’ni arayan anneyi iki deniz subayı ziyaret ederek, bilgiyi nereden aldığını öğrenmek için sorgularlar. Helen’in kehaneti Deniz Kuvvetleri’ni çok tedirgin eder tabii.

Büyücülükle suçlanıp mahkemeye çıkartılması iki sene sonra gerçekleşir. Şikayet üzerine, evi polis tarafından basılıp aranır ve Helen tutuklanır. Otoriteler onu büyücülükle mücadelede bir örnek olarak kullanmak istemektedirler.

Dava basında ve kamuoyunda büyük ilgi yaratır. Yasanın, halkı insanüstü güce sahip olduğunu iddia ederek aldatmanın suç olduğunu saptayan maddesi gereğince yargılanır. Aklı başında, toplumda saygınlık kazanmış birçok insan Helen için tanıklık yapar. Bunlardan biri Shakespeare’in şiirleri üzerinde otorite olan Alfred Todd’dur. Todd mahkemedeki şahitliğinde, 1936’da katıldığı bir seansta Duncan’ın 21 yaşında ölen sevgilisi Helen’i geri getirdiğini, onu güzelim siyah saçları ve çok iyi bildiği İskoç aksanı ile etten ve kemiktenmiş gibi karşısında gördüğünü söyler. Savunma avukatı jürinin önünde bir seans yapılmasını hakime önenir ama hakim “iyi bir gününde olmazsa” bunun Helen’in savunmasını kötü biçimde etkileyebileceğini söyleyerek reddeder. Dava sonunda 9 aylık hapis cezasına çarptırılır. Parmaklıklar arkasında ise, insanüstü güçlerine laf edildiğinde, her zamanki gibi kaba ve küfürbazdır. Devamlı sigara ve içki içer.

Hapisten çıktıktan sonra 1956’da ölene kadar mesleğine devam eder. Ama eski popülaritesini yavaş yavaş kaybeder. Ekim 1956’da Helen Duncan’ın Nottingham’da yaptığı bir seans yine basılır ve kendisi karakola götürülür. İki gün sonra evine dönmesine izin verildiğinde sağlığı kötüleşir ve bir ay sonra ölür. Ölüm sebebi kalp yetmezliği ve şeker hastalığı olarak geçer kayıtlara.

Paylaşcam

Bir Cevap Yazın